Curate People
Şirket kurmak denince çoğu insanın aklına finansından ürününe, growthundan stratejisine, pazar uyumundan trendlere sayısız konu gelebilir.
Naval bunu çok daha basit ama çok daha sert bir yere indiriyor.
“I would summarize it in two words: Curate people.”
“Bunu iki kelimeyle özetlerim: İnsanları özenle seç.”
kendi yaklaşımı için şöyle diyor;
“I only want to work with geniuses. I only want to work with self-motivated people. I only want to work with low-ego people… and that’s all there is to it.”
“Sadece dahilerle çalışmak istiyorum. Sadece kendi kendini motive eden insanlarla çalışmak istiyorum. Sadece egosu düşük insanlarla çalışmak istiyorum… mesele bundan ibaret.”
Kültür, ekip kurmak, işe alım gibi konuları Nivi’yle beraber konuştukları podcast’ten 5 çıkarımımı sizinle paylaşıyorum.
1) En iyiler sadece en iyilerle
“The best people truly only want to work with the best people.”
“En iyi insanlar gerçekten sadece en iyilerle çalışmak ister.”
“Working with anyone who’s not at their level is a cognitive load upon them.”
“Kendi seviyesinde olmayan insanlarla çalışmak onlar için zihinsel bir yük oluşturur.”
Yani burada mesele ekipteki ortalama kalite değil.
Mesele en zayıf halka.
Bir kaç etkinlikte, konuşmalarımda da anlattığım olay, Naval mülakatlarını enteresan bir şekilde ele alıyor eğer kişiyi beğenirse kendi şirketi anlatmıyor…
“Walk into that room… pick anyone at random… interview them. And if you aren’t impressed by them, don’t join.”
“O odaya gir… rastgele birini seç… onunla konuş… eğer etkilenmezsen, katılma.”
2) Recruiting bir operasyon değil, kişisel zevk meselesi
Çoğu founder hiring’i sistemle çözmeye çalışır.
Pipeline kurar, süreç tasarlar, optimize eder.
Naval buna direkt karşı çıkıyor:
“We really cannot outsource recruiting.”
“İşe alımı gerçekten outsource edemeyiz.”
Sebebi basit ama derin:
“Makers have taste in other makers.”
“Üreten insanlar, diğer üreten insanları tanıyacak zevke sahiptir.”
Bu şu anlama geliyor:
Doğru insanı seçmek bir checklist işi değil
Pattern recognition ama yüzeysel değil
İçgüdü, deneyim ve zevkin birleşimi
Yani recruiting, operasyonel bir fonksiyon değil.
Bu, founder’ın karakterinin bir uzantısı.
3) En iyi insanları almak istiyorsan sistemi esnetmek zorundasın
Ortalama insanlar sistemin içine rahatça oturur.
En iyi insanlar o sisteme sığmaz.
Naval bunu çok açık söylüyor:
“We break every rule.”
“Her kuralı kırıyoruz.”
Ve bunu öyle yalandan söylemiyor;
“We’ll break the objections around commuting… around ‘I’m having a kid’… around compensation… around location… around role…”
“Ulaşım konusundaki itirazları kırarız… çocuk sahibi olma durumunu aşarız… maaş ve hisse yapısını değiştiririz… lokasyonu esnetiriz… rol tanımını yeniden yazarız…”
Çünkü en kritik gerçek şu:
“The best people are not cogs in a machine.”
“En iyi insanlar bir makinenin dişlisi değildir.”
Bu yüzden role göre insan aramazsın.
İnsana göre sistemi yeniden şekillendirirsin.
4) Gerçek avantaj, henüz görünmeyeni fark edebilmek
Çoğu insan talent ararken görünür sinyallere bakar.
Ünvanlara bakar, ödüllere bakar, geçmiş şirketlere bakar.
Naval burada eski gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav’ın afrika odağına benzer bir yaklaşımı benimsiyor … :)
“The job of a startup is to find undiscovered talent.”
“Bir startup’ın işi keşfedilmemiş yetenekleri bulmaktır.”
“If you can identify the talent from afar easily, so can everybody else.”
“Eğer bir yeteneği uzaktan kolayca fark edebiliyorsan, herkes fark edebilir.”
Yani eğer birini seçmek için dışarıdan görünen başarı sinyallerine güveniyorsan, aslında gecikmiş bir karar veriyorsun. Çünkü o kişi zaten birçok kişi tarafından fark edilmiş, zaten birçok alternatifin radarına girmiş, zaten pazarlık gücünü kazanmış durumda oluyor.
Gerçek fark şurada oluşuyor:
“You have to look for talent in undiscovered places.”
“Yeteneği keşfedilmemiş yerlerde aramak zorundasın.”
Bu da şöyle bir davranış gerektiriyor:
insanların yan projelerine bakmak
kimsenin ciddiye almadığı küçük alanlarda zaman geçirmek
birinin yaptığı işin içine gerçekten girip anlamaya çalışmak
5) Curate etmek sadece seçmek değil, vazgeçmek
Hiring çoğu zaman romantize edilir.
Ama Naval denklemin diğer yarısını da koyuyor:
“If you’re not firing, it means that you’re deluding yourself.”
“Eğer kimseyi işten çıkarmıyorsan, kendini kandırıyorsun.”
Çünkü ekip kalitesi lineer düşmez.
Yavaş ve sessiz şekilde erir.
“Otherwise, you’re only going to recruit people who are weaker than them, and your company will slowly deteriorate.”
“Aksi halde, sadece onlardan daha zayıf insanları işe alırsın ve şirketin yavaş yavaş bozulur.”
Buradaki zor karar şu:
Yanlış hire yapmak değil asıl risk.
Yanlış hire’ı tutmaya devam etmek.
Sonuç
Naval’ın söylediği şey aslında çok sade:
“The team you build is the company you build.”
“Kurduğun ekip, kurduğun şirketin kendisidir.”
“The founder’s personality is the company.”
“Şirket, kurucunun kişiliğinin bir yansımasıdır.”
Yani:
kime tolerans gösterdiysen, standart oraya düşer
kimi içeride tuttuysan, çıta oraya sabitlenir
ve en net haliyle:
insanları yönetmezsin
oyunu kimlerle oynayacağını seçersin
çünkü sonunda,
oyunu kimlerle oynadığın, o oyunu kazanıp kazanamayacağını belirler
Teşekkürler…
Mahişeker Polat’a, Bilge Şen’e, Murat Tortopoğlu’na, Eren Gökyer’e, Emre Özdur’a, Ezgi Solmaz’a, Orhun Süzer’e, Ahmet Bütüner’e, Baran Bedir’e, Büşra Yarım’a, Can Balkaya’ya, Buğrahan Özkır’a, Sıla Temel’e, Oğuzhan Kızılcan’a, Burak Yılmaz’a, Elif Aleyna Duman’a, Irmak Naz Polat’a, Aras Toker’e ve İlayda Ataoğlu’na teşekkür ediyorum.
Sen de destek olmak istersen;
Her yorumun her paylaşımın çok kıymetli.
Bu bülteni faydalanabileceğini düşündüğün arkadaşlarınla paylaşabilirsin.










