Eray Erdoğan ile Spotlight
5 KİŞİ PODCAST
Şans Mühendisliği
0:00
-17:28

Şans Mühendisliği

Serendipity / Luck Engineering - Şansın mühendisliği olur mu?

Geçenlerde karşıma bir kavram çıktı;

“Serendipity Engineering”
“Hoş Tesadüf Mühendisliği”

Daha temiz olması için şans mühendisliği diye çevirebiliriz.

Öyle çevirelim çevirmesine de şansın mühendisliği olur mu kardeşim diye sorabilirsiniz.

Daha önce High Agency bölümünde sıkça değindiğim George Mack’e göre evet, şans mühendisliği diye bir şey var.

Gemini’a aşağıdaki içeriği attığımda çıkardığı formülün görselleştirilmesi

Altı Ayda Şansını İkiye Katlamak Zorunda Olsan Ne Yapardın?

Bu soru hafif rahatsız edici. Çünkü şunu ima ediyor:

Şans pasif bir şey değil.

Çoğumuz şansı hava durumu gibi düşünüyoruz. Yağar ya da yağmaz. Denk gelir ya da gelmez.

Ama hava da bir zamanlar kontrol edilemezdi.
Sonra klimayı yaptık.
Merkezi ısıtmayı kurduk.
Buzdolabını icat ettik.

Sıcaktan kaçmayı öğrendik.
Soğukta yaşamayı öğrendik.
Bozulmayı durdurmayı öğrendik.

En zor iklimler en iyi hava mühendislerini çıkarır.

Dubai klima konusunda takıntılıdır.
Oslo ısıtma konusunda ustadır.
Amsterdam ve Londra gibi ılıman şehirler ise 30 dereceyi gördüğünde sistem kilitlenir, şehir adeta ne yapacağını şaşırır.

Şans için de aynı model geçerli.

Hayatın erken döneminde ciddi, kontrol edilemez kötü şans yaşayan insanlar genelde şans üretmeyi öğrenir. Mecbur kalırlar.

Hayat boyu “iyi denk gelmiş” olanlar ise çoğu zaman bu kası geliştirmez. İhtiyaç duymamışlardır.

Şansı ikiye ayıralım:

Luck-luck: Saf rastlantı. Doğduğun aile, ülke, dönem.
Skill-luck: Üretilen şans. Taşındığın şehir, kurduğun çevre, aldığın risk.

Altı ayda şansını ikiye katlamak sorusu seni luck-luck’tan çıkarır. Skill-luck alanına sokar.

Şimdi gelelim nasıl yapılacağına.


1. Plansız telefon aç

Artık kimse kimseyi aramıyor.

Zoom linki.
Calendly.
Takvim daveti.

En son ne zaman birini haber vermeden aradın?

Planlı görüşmeler ajandaya kilitler.
“Q3’ü konuşalım.”
“Teslimleri netleştirelim.”

Plansız aramalar ise açılır.

“Nasılsın?”
Bir sorun çıkar.
Bir fikir atılır.
Hiç planlanmamış bir fırsat doğar.

Ari Emanuel (kariyerine Michael Ovitz’in kurduğu CAA’de başlamış, sonra WME’yi kurup Endeavor’ı inşa etmiş, Hollywood’un en güçlü ajanlarından biri; HBO’daki Entourage dizisindeki Ari Gold karakterine ilham veren gerçek kişi) her gün onlarca plansız arama yapar.

Açılışı basittir:
“Şu an sana yardımcı olabileceğim bir konu var mı?”


2. Sıkıcı insanlardan uzak dur

İki anlamı var.

Seni sıkan insanlardan uzak dur.
Ve odadaki sıkıcı insan olma.

İlginç insanlar daha fazla şans yakalar. Daha zeki oldukları için değil. Akılda kaldıkları için.

Fırsat çıktığında ilk akla gelenler onlar olur.


3. Poker zihniyeti > Rulet zihniyeti

Absürt ama işe yarar bir cümle:

Rulet oynarken poker oynadığını sanmak,
Poker oynarken rulet oynadığını sanmaktan iyidir.

Her oyunda bir beceri unsuru olduğunu varsay. Sadece henüz çözmemiş olabilirsin.

Claude Shannon ve Ed Thorp ruleti hacklemek için tarihin ilk giyilebilir bilgisayarını yaptı. Ayakkabılarının içine yerleştirdikleri bir düzenekle topun hızını ve çarkın dönüşünü ölçtüler. %44 oranında avantaj sağladılar.

Oyun gerçekten tamamen şans mı?
Yoksa sen sadece oyunu analiz etmedin mi?


4. Şans jileti

İki eşit seçenek arasında kaldığında şunu sor:

Hangisi ileride daha fazla fırsat üretir?

Bir akşam evde kalıp Netflix izlemek vardı.
Bir de tanımadığım biriyle bir arkadaş aracılığıyla içmeye gitmek.

Netflix’i seçseydim ertesi gün hatırlamayacağım bir bölüm izlemiş olacaktım.

İçkiye gittim.
O yabancı, iki yıl sonra birlikte iş yaptığım insana dönüştü.

Başka bir örnek:

Cumartesi sabahı geç uyanıp günü akışına bırakmak vardı.
Bir de sabah 8’de düzenlenen küçük bir kahvaltı buluşmasına gitmek.

Üşenmeyip gittim.
Orada tanıştığım biri, aylar sonra beni kritik bir yatırımcıyla tanıştırdı.

Bir başka örnek:

LinkedIn’de birine mesaj atsam mı atmasam mı diye düşündüğüm bir an vardı.
Atmamam daha “rahat”tı.
Attım.

O mesaj, iki yıl sonra hayatımdaki en önemli iş ortaklıklarından birine dönüştü.

Şans çoğu zaman dramatik anlarda değil, küçük tercihlerin içinde gizlidir.


5. İnsanları bilinçli olarak tanıştır

Arkadaş A ve arkadaş B birbirine değer katabilir mi?

Tanıştır.

Senin için 30 saniyelik mail.
Onlar için hayat kırılması olabilir.

Şirket kurabilirler.
Birbirlerini işe alabilirler.
Birlikte bir şey inşa edebilirler.

Network paylaşıldıkça bölünmez. Çoğalır.


6. Fan ilişkilerinden kaçın

Başarılı insanları kovalamak genelde işe yaramaz.

Onların DM’inde fan #967’sindir.

Daha güçlü strateji:

Senin seviyendeki yetenekli insanları bul.
Onlara yardım et.
Birlikte üret.
Kazandıklarında yanında ol.

5–10 yıl sonra sıçradıklarında “ilk günden beri” orada olan kişi sen olursun.


7. Yaş aldıkça daha meraklı ol

Merak kas gibidir. Kullanmazsan zayıflar.

25 yaş üzerindeysen basit bir kural:

Yeni trendlerle ilgili ilk düşüncenin yanlış olduğunu varsay.

Fikrin olmayabilir.
Ama fikir sahibi olacaksan gömül.

20 saat ayır.
Yapanlarla konuş.
Kendin dene.
Ellerini kirlet.

Yaşıtlarının yıllar önüne geçersin.


8. Skor tabelasını sil

Çoğu insan ilişkilerde görünmez bir skor tutar.

Ben sana bir şey yaptım +1.
Sen bana yaptın +1.

İki problem çıkar:

Herkes ilk hamleyi karşıdan bekler.
İlişkiyi sıfır toplamlı zannederiz.

Şans mühendisleri tabelayı siler.

Erken ver.
Bol ver.
İzin beklemeden ver.

Pasta sabit değil. Verdikçe büyür.


9. Ters mantık

Tanıdığın en yetenekli insanları bul.
Onlara izinsiz yardım et.

Projelerini paylaş.
Geri bildirim ver.
Bağlantı kur.

Başarılı insanlar, kimse yardım etmezken yardım edenleri unutmaz.


10. Tanıtımını netleştir

“Biraz pazarlama işleri yapıyorum.”

Bunu duyunca kimse sana nasıl yardım edeceğini anlayamaz.

Net ol:

“Sosyal medyada fintech şirketleri için Super Bowl seviyesinde kampanyalar üretiyorum.”

İnsanlar sana nasıl bağlanacağını bilmeli.


11. Şans üretim kapasiteni takip et

Şans gecikmeli çalışır.

2022’de yazdığın yazı 2025’te yatırımcı getirir.
2025’te yaptığın tanıştırma 2027’de geri döner.

Ben Levy (uzun vadeli düşünmesiyle bilinen, network etkisini sistematik şekilde kullanan bir yatırımcı ve operatör; süreci optimize etmeyi, ilişki üretimini ölçmeyi ve “oyunu sabırla oynamayı” savunur) çıktıyı değil üretim ritmini ölçer.

Kaç kişiyi tanıştırdın?
Kaç kişiye yardım ettin?
Kaç yeni temas başlattın?

Şansın ne zaman geri döneceğini kontrol edemezsin.

Ama kaç tohum ektiğini, kaç yeni fırsat başlattığını, yani şans üretim yoğunluğunu kontrol edebilirsin.


12. Reklam yapmayı öğren

İyi bir landing page yazabiliyorsan, CV’ni de dönüştürürsün.
İyi bir kampanya kurgulayabiliyorsan, mülakatta da hikâyeni kurgularsın.
İnsanların dikkatini yakalayıp aksiyona geçirebiliyorsan, bunu kariyerinde de yaparsın.

Çoğu insanın problemi yetenek eksikliği değil.
Anlatı eksikliği.

Ne yaptığını netleştiremiyor.
Neden önemli olduğunu çerçeveleyemiyor.
Karşı tarafın zihninde değer inşa edemiyor.

Reklam öğrenmek, manipülasyon öğrenmek değildir.
Değerini görünür kılmayı öğrenmektir.

Bu kas geliştiğinde, şansın artmaz sadece.
Görünürlüğün artar.
Anlaşılma oranının artar.
Bağlantı kurma hızın artar.

Ve şans, en çok görünür olanın kapısını çalar.


13. Beklenenden fazlasını ver

İnsanlar senden işi düzgün yapmanı bekler. Sen bir adım fazlasını yap.

12 bekleniyorsa 13 ver.

Kitap önerisi isteyen birine kitabı satın al.
Cuma teslim demişken Perşembe gönder.
Etkinliğe erken git, kurulumda yardım et.

İnsanları etkileyen şey standart olan değil, beklenmeyen küçük fazlalıktır.

Teşekkürler…

Orhun Süzer’e, Ahmet Bütüner’e, Baran Bedir’e, Büşra Yarım’a, Can Balkaya’ya, Buğrahan Özkır’a, Sıla Temel’e, Oğuzhan Kızılcan’a, Burak Yılmaz’a, Elif Aleyna Duman’a, Irmak Naz Polat’a, Aras Toker’e ve İlayda Ataoğlu’na teşekkür ediyorum.

Sen de destek olmak istersen;

Her yorumun her paylaşımın çok kıymetli.
Bu bülteni faydalanabileceğini düşündüğün arkadaşlarınla paylaşabilirsin.

Share

Discussion about this episode

User's avatar

Ready for more?